Bu blogdaki popüler yayınlar
Albert’in Cenaze Suyu
Yer: Fethiye. Durum: Dövme stüdyosundayım. Sezonun en yoğun günlerinden biri. O gün stüdyodan on dövme çıkmış olabilir; hepsi de "hatırısayılır" işler. Sabahın köründen beri ayaktayım, karnım aç, midem isyanda. Hızlıca ne bulduysam atıştırıyorum. Lök diye oturuyor içime. Ne yediğimi hatırlamıyorum ama hatırladığım şey: çok hızlıydı ve çok gereksizdi. Günün sonunda içeri 75 yaşlarında, İngiliz bir teyze giriyor. İsmi Mary ya da Margaret. Ama ben ona içimden "Aunt Mary" diyorum. Yıllar önce beline Albert adını dövme yaptırmış. Şimdi onu sildirmek istiyor. Kararlı: Albert mezara gelmeyecek. Katalogdan çiçekli-böcekli bir dövme beğenmiş. Ama baktım tasarım… yani Albert’i kapatması imkânsız. Kapatabilsek bile… bir süre sonra Albert çiçeklerin arasından sızar. Renklerin içinden usulca belirir. Albert kendini unutturmaz. Mary teyzenin cildi buruş buruş. Albert’i kazıttığı bölgeye üç kişiyle eğilip uğraşıyoruz. Aunt Mary kıpırdamıyor. Kararlı. Albert mez...
Göğe Bakma Durağı - Vuslat
Usta tabelayı asmış "Göğe Bakma Durağı" Gel, bakalım birlikte; İşte bu, o dolunay Her bahar sonunda seni bana getirir Mayıs - Haziran arasında 13 numaralı oda Yerini asla bulamam ama kapıyı açabilirim Günlerden cuma geldiğin Günlerden cuma gittiğin Arada kapılar İlk yaz var arada Ve sarı sonbahar Evde her dem yeşiller Perdeler aramızda Bir de yazı masası Bir telefon çalışı Kazım'ın kedisi Benim güneşim iki dolunay arasında Şimdi Mayıs - Haziran arasında İlk baharın sonunda Bu dolunay O; Seni bana getiren dolunay.

Yorumlar
Yorum Gönder