Kayıtlar

Şubat, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Renklerin içinden gelen kadın: Annem

Resim
İfadende kararsızsın Işıkların altında Seni tutan bişeyler var Korkuların yanında Renklerin içinde, düşlerin içinde Doğmak sessizce... Renklerin içinde, cennetin içinde Ölmek sessizce... Anlaşılmaz bir yanın var Öldürmeye hevesli Kupkuru çiçek gibisin Biraz suya özlemli Renklerin içinde, düşlerin içinde Doğmak sessizce Renklerin içinde, cennetin içinde Ölmek sessizce... Kargo’nun bu efsane şarkısının sözleri sana ne güzel yakıştı. Hep benimle kal..

Biz annemle konsere gittik.

Resim
Tabiiki geç kaldık. Konser başlamış, kapılar kapanmıştı ama içeriye girmeyi başardık. Konser salonuna çıkarken annemin topuklu ayakkabılarının sesi neredeyse sahnedekilerin sesini bastırıyordu. neyseki çabuk farkedip parmak uçlarına basmaya başladı. Heyecanlıydı, hem ilk klasik müzik konserini dinleyecekti hem de sahnede Buse vardı! Demek istediğim, idealist bir akademisyenin; sayın Doç. Dr. Esra Gül Atalay'ın önderliğinde ve onun öğrencilerinden oluşan Anadolu Kontrbas Orkestrası İstanbul'daki ilk konserine heyecanla hazırlanırlarken, anneminde onlardan aşağı kalır yanı yoktu... Konser Vivaldi 4 Mevsim'den Allegro'yla başlamıştı. Sahnedeki enerji salona girdiğiniz anda hissediliyordu. Bunun sırrı -en azından benim hissettiğim- herşeyden önce müzisyenlerin arasındaki uyum, sevgi, samimiyet, sonrasında ise işlerini yapar gibi değil de -seyirciye de geçirdikleri- çok ciddi bir keyifle çalmalarındaydı. Orkestranın birinci solo kontrbasçısı Esra Gül Atalay dediğim gibi...